KPDS MAYIS 2010 SORULARI AÇIKLAMALI-ÇÖZÜMLER
Posted on Haziran 30, 2010
1. The body loses large amounts of iron when red blood cells are lost through bleeding, and this causes a —- of iron.
A) deficiency- eksiklik, eksik, yetersizlik
B) display- gösterme, sergileme
C) failure- eksiklik, yokluk, aksatma
D) supplement - ek, ilave, tamamlayıcı
E) recurrence- tekrar, yinelenme
“deficiency of iron= demir eksikliği” yapısı bir “Collocation = eşdizimlilik” yani birlikte kullanım kuralına uymaktadır.
ÇEVİRİSİ: Alyuvarlar kanama ile azalınca vücut yüksek miktarda demir kaybeder, bu da demir eksikliğine yol açar.
Birinci tarafta verilen “The body loses large amounts of iron” ifade demir eksikliğinin bir tanımıdır.
2. With the Soviet Union in decline in 1990, the United States emerged as the —- superpower.
A) excessive- aşırı, fazla
B) accurate- tam, kesin, doğru
C) sole- biricik, tek, yeğâne
D) initial - baştaki, baş, ilk
E) adequate- uygun, elverişli, yeterli
ÇEVİRİSİ: 1990 da Sovyetler birliğinin çöküşü ile ABD tek süper güç olarak ortaya çıkmıştır.
Birinci tarafta verilen ifade ile 2 .tarafta ABD’nin ortaya “yeğâne” güç olarak çıkmasını vermektedir. “superpower =Süper güç ismini anlamca en uygun tamamlayan sıfat seçenekler içinde “sole” olacaktır.
3. The economies of most oil-producing nations in
the Middle East rely —- on exporting oil, just as
the economy of the West, particularly that of the
United States, depends on petroleum imports.
A) reluctantly- isteksizce, isteksiz olarak
B) prosperously- başarılı bir şekilde
C) brutally- vahşice
D) previously- önceden, bundan önce
E) heavily - aşırı derecede, çok
ÇEVİRİSİ : Orta doğuda petrol üreten ülkelerin çoğunun ekonomisi ağırlıklı olarak petrol ihracatına dayanır.
Burada verilen “rely on = depending on -, based on” fiilini anlamca en iyi tamamlayan sıfat “heavily - aşırı derecede” olacaktır. A şıkkı olumsuz bir anlam vermekte,B şıkkı anlamca sıradışı,C şıkkı yine olumsuz bir anlam taşımakta,D şıkkı bir zaman zarfı olarak diğer şıklardan ayrılmaktadır.
4. No achievement can please Islamic extremists
more than a break with what they —- as the
Christian West.
A) exclude- dışında tutmak, dışlamak
B) confirm - doğrulamak, tasdiklemek
C) abolish - kaldırmak, ortadan kaldırmak
D) view – regard:saymak, bakmak, görmek, incelemek
E) establish - kurmak, yapmak, yerleştirmek
a break with = ayrılmak, ilişkiyi kesmek, bağlantıyı koparmak
ÇEVİRİSİ : Hiçbir başarı,çalışma, İslamcı fanatikleri, Hristiyan Batı olarak gördükleri şeyden kopmaktan daha fazla memnun edemez.
5. After World War II, the United States began to —-
Britain’s role as the leading foreign player in
Iranian politics.
A) -take over - devralmak, üstlenmek, yönetimini almak
B) hold up - kaldırmak, tutmak
C) put off - ertelemek
D) keep out- uzak tutmak, dışarıda tutmak
E) look after - bakmak, ilgilenmek
ÇEVİRİSİ: 2. Dünya Savaşından sonra ABD İngiltere’nin rolünü İran politikasında belirleyici oyuncu olarak almaya başlamıştır.
6. More than 50 years ago, six European nations —-
to submit their coal and steel industries to
common management, so that no single country
—- the weapons of war to be used against
another.
A) have agreed / had fabricated
B) agreed / could fabricate
C) had agreed / have fabricated
D) agree / will fabricate
E) may have agreed / had been fabricating
“50 years ago 50 yıl önce” zaman zarfı boşlukta kullanılacak yapının “Simple Past Tense” olacağının bir ipucudur. Tense uyumu açısından B şıkkındaki yapılar birbirine de uymaktadır. A,C ve E şıklarında verilen yapılar birbirine uyan yapılar değillerdir.Geriye D ve B şıkları kalır.Zaman zarfına bakınca D şıkkı elenir.
7. North Korea still —- a vast police state that —- a
network of concentration camps spanning the
country.
A) was maintaining / has included
B) had maintained / would include
C) is maintaining / had included
D) maintains / includes
E) maintained / will include
Burada “still” sözcüğüne bakarak birinci boşluğa gelecek fiilin
geniş zaman olması gerektiği net olarak anlaşılıyor. That bir noun clause bağlacı olup burada kendisinden sonra da bir geniş zaman alması gereklidir.
8. Most anthropologists think man —- South
America around 12,000 years ago, although some
—- it much earlier.
A) has settled / may have put
B) settles / are putting
C) had settled / were putting
D) was settling / had put
E) settled / have put
“around 12,000 years ago=yaklaşık 12.000 yıl önce” zaman ifadesi birinci boşlukta “Simple Past” bir yapının geleçeğini işaret etmektedir. Burada kullanılan “although” bağlacı zaman uyumu şartı gerektirmemektedir.Yani ikinci tarafın da “Simple Past” olması şart değildir. Burada verilen “some” bir zarf olup “some anthropologists” bağlamındadır. Bazı bilim adamları insanların Güney Amerika’ya yerleşmelerini daha önce olduğunu düşünmelerine karşın……çoğu antropolog 12.000 yıl civarında olduğunu sanmaktadır.
9. —- some cancers, the best therapy is a
combination —- surgery, radiation, and
chemotherapy.
A) With / through
B) About / in
C) For / of
D) At / within
E) On / to
İkinci boşlukta bir isim tamlamasını oluşturmak için İngilizce’de genellikle “of” ilgeci kullanılır. “combination of surgery radiation, and chemotherapy.”ameliyatı radyosyon tedavisi,kemoterpi ile birleştirme”
Birinci boşlukta ise “For some cancers= bazı kanserler için”yapısı uygundur. Bu yapı cümlenin sonunda da olabilirdi.
10. The modern era of Shakespeare scholarship has
been marked —- an enormous amount of
investigation —- the authorship, text, and
chronology of his plays.
A) from / at
B) by / into
C) down / over
D) out / of
E) in / for
“has been marked= belirlenmiştir,işaret edilmiştir” yapısı yine Collocation = eşdizimlilik” nedeniyle “by” edatı ile birlikte kullanılır. (V3+by) kalıbı Öte yandan “investigation= araştırma, inceleme, soruşturma” ifadesi de “into” ilgeci alır.
11. Soil pollution is caused by the presence of toxic
compounds, chemicals, salts, radioactive
materials, or disease-causing agents —- enter the
soil through industrial waste and pesticides.
A) when
B) whereby
C) just as
D) while
E) that
Boşluktan sonra gelen “enter= girmek” fiili boşluktan önce bir sıfat cümleciği geleceği için “that” tanımlayıcısı,bir clause markeriI gerekmektedir. That ilgi zamiri kendisinden önce verilen özne konumundaki kelimelerin tanımını vaya ek bilgisini vermektedir.
(İsim + which/that who yapısı.)
12. The search for new sources of energy is a
continuing one, —- the one provided by the fossil
fuels will eventually run out.
A) since
B) so that
C) even if
D) unless
E) whenever
Burada bir neden sonuç ilişkisi olduğundan “since” kullanılacaktır. Fosil yakıtlarının sağladığı enerji sonunda tükeneceği için (since) (Yan cümlecik) …..Yeni enerji kaynakları arama çalışmaları süren bir olgudur.(ana cümlecik)
13. In the Renaissance period, there was a wide
range of classical texts available to humanist
scholars, —- some of these texts had survived
only in fragments or were only available in Greek.
A) so long as
B) before
C) whether
D) in case
E) but
Boşluktan önce verilen virgül bir ipucudur.Burada iki cümlenin anlamca “but” bağlacı ile bağlanması sö konusu.Yani bir “coordinating conjunction” gereklidir.Diğer şıklarda verilen yapılar yan cümle bağlaçları olup bir yan cümlecik oluştururlar.
Burada “but” ancak….zıtlık veren bir anlam taşımaktadır.
Rönesans döneminde hümanist bilim adamlarının işine yarayabilecek çok çeşitli metinler vardı,ancak bunların bazıları,o da parça parça,ya da yalnız yunanca olarak günümüze ulaşmıştır. Birinci bölümde verilen “a wide range of classical texts” ifade bir çokluk ifade ederken ikinci tarafta “—- some of these” azlık ifade ederek bir zıtlık oluşturmaktadır.Bu da “but” yapısını gerektirmektedir.
14. China’s art market is growing bigger all the time,
and it is doing —- at the expense of America and
Britain.
A) so
B) as well
C) as such
D) just in case
E) almost
it is doing so = öyle yapıyor
Çin’in sanat pazarı sürekli büyüyor ve bunu Amerika ve İngiltere’nin zarar görmesi pahasına öyle yapıyor.Boşlukta kullanılan “so” ifadesi “growing bigger all the time” yerine kullanılıyor.
15. In art history, primitivism is a notion crucial to
20th-century art and modern thinking —- a
specific movement or group of artists.
A) in that
B) instead of
C) the same as
D) rather than
E) whereas
- den ziyade, -den çok: This place is like a museum rather than a house. Burası, evden ziyade müzeye benziyor.
Burada cümlenin bağlamı önemlidir.
Sanat tarihinde “primitivism” belli bir hareket veya sanatçı gruplarından çok (ziyade) 20.yüzyıl sanatı ve modern düşüncesi için önemli bir kavramdır.
Filed Under KPDS |
Leave a Comment
If you would like to make a comment, please fill out the form below.
You must be logged in to post a comment.
